……….
”Eylül. 6
bu yaz hiçbir ressam benim kadar mavi boya harcamamıştır.”
……….
”Eylül. 8
Kıyıda, belki hiç bitiremeyeceğim resme çalışıyordum. arkamda uzanan C. bir şey söyledi. Döndüm.
-Anlamadım, dedim.
-Kuyara ile Adako, dedi.
-Ne o? bir ilkçağ trajedisinin adı mı?
Paleti bırakıp gittim yanına oturdum.
-Bütün çağların trajedisi bu, Ku-Ya-Ra;’Kumda yatma rahatlığı.’ A-da-ko:’ağaç dalı kompleksi.’ Şimdi kumda yattığım için kuyara diyorum. Daha da genişletilebilir.Kuyara, alışılmış tatların sürüp gitmesindeki rahatlıktır. Düşünmeden uyuyuvermek. Biteviye geçen günlerin rahatlığı. ya Aadako? Ağaç dalındaki, gövdeden ayrılma eğilimini fark ettin mi bilmem? Hep öteye uzar. Gövdenin toprağa kök salmış rahatlığından bir kaçıştır bu. Özgürlüğe susamışlıktır. Buna ben ‘ağaç dalı kompleksi’ diyorum. Genç hastalığıdır. Çoğunlukla Kuyara dişidir.Adako erkek. Pek seyrek cins değiştirdikleri de olur. Ağaç dalı kompleksine tutulmuş kişi tedirgindir. İnsanların ağaç dallarını budayıp gövdeye yaklaştırdıkları gibi, yakınları onun içindeki bu Adako’yu budarlar. Onu gövdeden ayırmamak için ellerinden geleni yaparlar. Kimi insana ne yapılsa yararı olmaz. Asi daldır o. Ayrılır. Balta işlemez ona.
Sustu. İki sigara yakıp birini bana verdi.
- Çalışmıyor musun? diye sordu.
- Çalışıcam.
Paleti, fırçayı elim alıp denize baktım. Gözlerim yanıyordu. Bir gün beni bırakacak. İlk seferki gibi habersiz, birden kaybolacak. Arkamda kumsala yatmış, kim bilir neler düşünüyordu. Bütün suç onun aylak oluşunda, bari resim yapsa.”
……….
”Eylül. 6
bu yaz hiçbir ressam benim kadar mavi boya harcamamıştır.”
……….
”Eylül. 8
Kıyıda, belki hiç bitiremeyeceğim resme çalışıyordum. arkamda uzanan C. bir şey söyledi. Döndüm.
-Anlamadım, dedim.
-Kuyara ile Adako, dedi.
-Ne o? bir ilkçağ trajedisinin adı mı?
Paleti bırakıp gittim yanına oturdum.
-Bütün çağların trajedisi bu, Ku-Ya-Ra;’Kumda yatma rahatlığı.’ A-da-ko:’ağaç dalı kompleksi.’ Şimdi kumda yattığım için kuyara diyorum. Daha da genişletilebilir.Kuyara, alışılmış tatların sürüp gitmesindeki rahatlıktır. Düşünmeden uyuyuvermek. Biteviye geçen günlerin rahatlığı. ya Aadako? Ağaç dalındaki, gövdeden ayrılma eğilimini fark ettin mi bilmem? Hep öteye uzar. Gövdenin toprağa kök salmış rahatlığından bir kaçıştır bu. Özgürlüğe susamışlıktır. Buna ben ‘ağaç dalı kompleksi’ diyorum. Genç hastalığıdır. Çoğunlukla Kuyara dişidir.Adako erkek. Pek seyrek cins değiştirdikleri de olur. Ağaç dalı kompleksine tutulmuş kişi tedirgindir. İnsanların ağaç dallarını budayıp gövdeye yaklaştırdıkları gibi, yakınları onun içindeki bu Adako’yu budarlar. Onu gövdeden ayırmamak için ellerinden geleni yaparlar. Kimi insana ne yapılsa yararı olmaz. Asi daldır o. Ayrılır. Balta işlemez ona.
Sustu. İki sigara yakıp birini bana verdi.
- Çalışmıyor musun? diye sordu.
- Çalışıcam.
Paleti, fırçayı elim alıp denize baktım. Gözlerim yanıyordu. Bir gün beni bırakacak. İlk seferki gibi habersiz, birden kaybolacak. Arkamda kumsala yatmış, kim bilir neler düşünüyordu. Bütün suç onun aylak oluşunda, bari resim yapsa.”
……….
— AylakAdam.